Herşey değişiyor

Hersey degısıyor bıtanem bır sana olan sevgım degısmıyor.ben yıne aynı ben ya sen?o kadar cok ozledımkı kokunu o mavı gozlerını karsına cıkmak ıstıyorum ama korkuyorum dayanamam senı gormeye.sen benı hıc sevdınmı acaba?hatırlasana a…lıyla tanıstıktan sonra degıstın sen her fırsatta benım ol demeye basladın bense senı kalbımle sevmıstım bılıyordum sen vucudumu ıstıyordun ve bu bana acı verıyordu.hıc konusamıyorduk artık arkadas ortamındaydık ya onlar konusuyor bız dınlıyorduk yada sen ıckıyı fazla kacırıp cafede benı opmeye kalkıyordun.farkındaydım ıkı yabancı olmustuk artık ve buna dur dıyemıyordum.benımkısı umutsuz bır asktı.
okulun tatıl olup memlekete gıttın belkı bu ayrılık bıze yarar demıstım .ama hersey dahada kotuye gıtmıstı .dondugun gun bır hayat kadınının koynundan cıkıp gelmıstın yanıma ve bunu agzından kacırmıstın sana kızmaya kalktıgımda o zaman koynuma sen gırseydın demıstın.hıc anlamamıstın benı belkıde o gun benı aldattıgının ılk sınyallerını vermıstın.senkı telefonu hep masa ustunde bırakan kısı ya sureklı elınde yada cebındeydı o gun lavaboya gıttıgınde cebını kurcaladım benımle aynı ısımlı bır kısının ask dolu mesajını okurken yanıma geldın bana ne oldu dedın .bu ne oluyor dedıgımde hayatım sensın o mesajı hatırlamadınmı dıye bır cevap verdın yakalanınca hemen yumusamıstın.hayır hatırlamadım cunku bu numara bana aıt degıl demıstım.
benı bırakmadın ozur dıledın o kız sarkıo ben bırsey yapmıyorum senı sevıyorum dedın ne kadar safca sevmısım senı affetmıstım.ya sonra gunden gune bıtıyorduk artık her bulusmamızda benım ol dıyordun hayır desem gıdıcektın bılıyordum o yuzden turlu bahaneler ılerı suruyordum.bı gun arkadasının evıne gıtmıstık 6 kısıydık hepımız yakın arkadastık o gun bana ya benım olursun yada s…tır olursun demıstın ordan kactım yol boyunca aglıyordum ne oluyor neden boyle asık oldugum adam nerde dıyordum o gece otobus duragına geldın af dıledın bense ellerımı yanagına koyup senı sevıyorum ama asık oldugum o eskı adam yok artık gozlerıne bakınca baskasını goruyorum hıc tanımadıgım bırını benım olmayan bırını dıyıp ılk ayrılıgımızı yapmıstık.arkama bakmadan gıtmıstım ama canım yanıyordu o gece uykusuz gectı ertesı gun sezen aksudan bır parca calıyordu radyoda evde 1 paket sıgara ıctım ve 1 sıse surup bır kutu hap ıctım aglıyordum senı aradım bedenımı ıstıyordun artık cok gec dedım.telefonu tamamen kapattım sadece olumu beklıyordum .annem ve babam eve geldıgınde annem ılk defa saclarımı oksayıp bır sorunmu var kızım dedı sen benım canımsın uzuntunu mutlulugunu bılmek ısterım dıyıp bana sarıldıgında ne yapıyorum ben dedım onları bırakamazdım boyle bır yenılgıyı hak etmıyorlardı.ılac ıctıgımı soyledıgımde gozlerım agırlasmaya baslamıstı hemen doktoru aradılar be bol bol tuzlu su ıctım ıstıfra ettıgımde rahatlamıstım butun gece aılem basımda nobet tutmustu.o sert babam bıle basımda agladıgını duymustum ama o kadar halsızdımkı gozlerımı acxamıyordum tek dedıgım aglama artık ben yenılmeyı secmedım demek olmustu.bunların hıc bırınden haberın yok bıtanem.o gunden sonra aklım basıma gelsede sensızlık hep uzmustu benı elımde telefon nobet tutuyordum bır cagrına bıle muhtactım.

ilk aşk

İlk Aşk
Bu hikaye aşkı genç yaşta yakalama şansını kaybeden iki zavalı aşığın acı hikayesidir.
Olay bir lise sıralarında geçer.Teşbihte hata olmaz ama aşkın yaşanmamasını önünde hiç bir engel yoktu.Okularda toplumun ahlak kuraları esniyordu.Herkes sesiz bir anlaşmayla erkek kadın arkadaşlığını sesizce onaylıyordu.Bende bütün sınıftakiler gibi aşkın önünde hiç bir engel yok diye düşünüyordum.Kim diyebilirdi ki bu aşk başlamadan bitecekti ve ikisinin gururu sınıfca ayak altına alınacaktı.Birbirlerinin gözlerine baktıklarını
gördüğünüzde ve birbirlerine seslendiklerinde her şey anlaşılıyordu.
Ayrıca erkek yakışıklı kız güzeldi.Sınıftakiler izledikleri aşk filimlerinin gerçek hayata yaşanacağını düşünüp mutlu oluyorlardı.Hergün büğün yada yarın elele dolaşacaklarını sanıyorlardı.Zaman geçtikce bir şeylerin ters gitiğini anlıyorlardı.Sorun aslında erkek kahramanımızdandı.Aynı sınıfı iki kere tekrarlamanın ezikliği altındaydı.Aslında herkesin kendini küçük gördüğünü düşünüyordu.Saplantılı bir ruh haline dönüşmüştü bu durum.Kendine olan güveni yok olmuştu.Aşkını bile söyleyemiyecek durumundaydı.
Kadın kahramanımız sınıfın gözdesiydi.Hem güzel hemde cok zekiydi.Yanlız ilk adımın erkek tarafından atılmasını düşünüyordu.Şimdilik toplumun acımasız ahlak kuralarını pek iplemiyordu ama ilk adımın yinede erkek tarafından atılmalı diye düşünüyordu.Bu ikilem ard arda gelince hiç bir şekilde aşk hayata gecmedi.
Kadın kahramanımız hala erkeğin gözlerinin içine bakıyordu.
Hadi söyle sana yeterince umut veriyorum diyordu.Lakin erkek kahramanımız ne yapsa cesaretini toplayamıyordu.Derslerinde ki başarısızlık dedim ya her davranışına yansıyor ve deliliğe denk düşecek bir şekilde ya hayır derse diyiyordu için için.
Böylece bir yıl geçti.Son sınıfa geldiklerinde sınıftakiler onların arasında bir şey olmayacak malum dediler.Kadın kahramanımıza talep olacam dedi biri.Evine görücü gönderip isteti bile.Ailesi kızlarının ekmeğini eline almadan evlendirmeyeceklerini söylemişti.Kadın kahramanımız da istememişti.Bu durum karşısında hala erkek kahramana aşık dediler.Lakin sınıf onların aşkına artık saygı ğöstermiyordu.
Bir başka bir talipli öyle olsa şimdiye kadar cıkarlardı dedi.Yinede erkek kahramanınımızın ağzını aradı.Ben dedi şu kıza hastayım ona cıkma teklif edeceğim.Kahramanımız ilk defa hayır dedi o bana aşık boşuna uğraşma.
Ne olursa olsun ben teklif etmeliyim.Ya ona evet derse diye düşündü.Hem okul bitmek üzereydi onu sonsuza kadar kaybedeceğim diye söylendi.Bir kaç gün bunu düşündü durdu.
Bir gün tüm cesaretini toplayıp okulda cıkışta kıza biraz bakarmısın dedi.İstemiye istemiye olur dedi kız.Yanındaki arkadaşı durumu anlamış koşarak uzaklaştı.Sanki kendine cıkma teklif ediliyordu.Lakin kahramanımız öyle heycanlıydık kızın buz sesini anlamadı.Hele kızın gözlerine baka bilse arkasını dönüp kacardı.Kahramanımız sadece söyleyecekleri odaklanmış,zaten az bulunan cesaretinin kaybolmasını önlemek için açele olarak benimle çıkarmısın dedi.Ağzında kelimeler döküldü seni seviyorum.
Kız dedi kusura bakma ben seni kardeşim olarak görüyorum dedi.Bu sözleride onca zaman gözlerime neden baktın diye sorarsaya engel olmak içindi sanki.
Kahramanımız uzun bir süre dona kaldı.Hiç kıpırdamadan arkasında baka kaldı.Gurur kırılmıştı kendini bir boşlukta bulmuştu uyanınca.Acı acı demek benimle dalga geçiyordu dedi.Yarında gider herkese anlatır.Sonra ki günler okula gitmedi birdaha.Bazen onu anarken onca zaman cıkma teklif etmedim diye ret eti diye düşündü.Ona hep nefret kin duydu.
Lakin kızın neden kabul etmediği sonradan anlaşıldı.Ailesi kıza görücü gönderildiği gün(malesef bu olay kız ve erkeğin aşkının ciğnenmesi demekti sınıfca)babası kızını karşısına alıp bizim adetlerimizi çiğniyorsun.Önce okuyup ekmeğini eline alacaksın senin yaşın kaç ki aşk meşk davası demiş.Bir daha biriyle adın cıkarsa gerisini sen düşün.Hem tanımadığımız biriyle evlenemesin bunu kafana koy .
Bunları kahramanımız hiç bir zaman bilemiyecekti
Kızında ona neden daha önce acılamadığını bilemiyeceği gibi

Dostların Aşkı

Dostların Aşkı
Sevgi Aşk Hikayeleri
 

 Fırtınalı bir hayatın ortasında birleştik. Sen, kendine yakın bulduğun insanların sana yaptığı hatalardan şikayet ediyordun, bense uzun yıllar acısını çektiğim bir aşkın yaralarını sarmaya çalışıyordum.
İyi birer dosttuk, her şeyi paylaşır olmuştuk. Bu yakınlaşmamızın kısa bir sürede olmasına rağmen zamanım öyle tatlı, öyle güzle geçiyordu ki ben içimdeki kıpırdanmalardan habersizdim.
Sanki rüyadaydım, gözlerimi açtığımda dostluğun yerini aşk almıştı. Kendimi tutamamıştım işte. Duygularıma hakim olamamıştım. Sen benim aşkım, bense senin dostundum artık. Sana aşık olduğumdan habersizdin. İçimdeki volkan öyle taşmıştı ki patlamak için sabırsızlanıyordu.

Sonunda o gün gelip çatmıştı. Bütün duygularımı bütün hislerimi açıklamıştım ben sana. Sense bana sadece şaşkın bir ifadeyle bunların yalan ve şakadan ibaret olması için yalvarmıştın.
Bende sana bunların ne şaka ne de yalan olduğunu üstüne basa basa vurgulamıştım. İçim rahatlamıştı. Çünkü bir insana “seni seviyorum” demek kolay bir iş değildi. Yürek isterdi. Ben bu işi becerememiştim ama sonucuna da katlanmak elimde değildi. Çünkü asıl olan benim için bugündü ve ben bugün sana söylemem gereken şeyleri yarına bırakmamıştım. Yarın böyle bir fırsatın elime geçeceğini düşünerek bütün her şeyi açıklamıştım.

Dünya fani her an her şey olabilir bizim dünyamızda… Şimdi içim çok rahat ama bir o kadar da huzursuzum. Çünkü bunları sana anlatınca suçlu ben oldum. Şimdi o eski günleri arıyorum, hiç sebepsiz, ani ayrılışın şokunu üzerimden atamamamın sonucundandır. Ve zaman eskiden öyle güzel öyle tatlı geçerken şimdilerde, bin bir azap bin bir acıyla geçiyor.

O günün üstünden çok zaman geçti. Şimdi ben senden benim olmanı değil bana biraz hak vermeni istiyorum. Bana duyduğun nefreti duygularımın üstünden çekmen için yalvarıyorum. Bana ne kadar kızsan ne kadar nefret etsen de ben seni yine de seviyorum. Duydun değil mi? Seni seviyorum…
Yazan:Deniz Nur

Yaşam boyu aşk hikayesi

9.SINIF

Şuan dersteyiz.yanımda dünya tatlısı bir kız oturuyor.Yüzüne bakmaya kıyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor.o benim en yakın arkadaşım. beni sadece arkadaşı olarak görüyor.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum…
10.SINIF

Evdeydim arayıp erkek arkadaşıyla tartıştığını ve bana ihtiyacı olduğunu söyledi.sonra bize geldi.bana sıkı sıkı sarılıp ağladı.Şuan dizimde uyuyor.saçlarını okşayıp ogül yüzünü doya doya seyrettim.ben onu o kadar çok severken o beni sadecearkadaşı olarak görüyor.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum…
11.SINIF MEZUNİYET BALOSu

Onunla çocukluktan beri arkadaşız.8. sınıftayken birbirimize söz vermiştik lise sonda mezuniyet balosuna gidecek eşimiz olmazsa beraber gidecektik.beni aradı ve erkek arkadaşının hastalanıp gelemeyeceğini söyledi ve beraber gidebilir miyiz diye sordu. kabul etttimonu evinden aldım.balodaki en güzel kız oydu.bembeyaz elbisesiyle tıpkı bir melek gibiydi..gece boyu dans ettik.kollarımdayken hep aynı şeyi düşündüm onu çok seviyordum .gece sonunda onu evine bıraktım.beni yanağımdan öpüp en iyi arkadaşı olduğumu söyledi.onu gerçekten çok seviyorum.ama o beni arkadaşı olarak görüyor.ona onu sevdiğimi nasıl söylerim. nedenini bilmiyorum ama kenmdimden çok utanıyorum…

 

Aradan yıllar geçti.. şimdi o canımdan çok sevdiğim meleğimi toprağa veriyorum. özel eşyalarının arasından kara kaplı bir defter çıkmış bana verdiler.okuyup okumamakta kararsızdım.açtım. bu bir günlüktü ve bir sayfasında şöyle yazıyordu…
”Şuan dersteyiz ve yanımda dünya yakışıklısı bir çocuk oturuyor.yüzüne bakmaya doyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor.beni arkadaşı olarak görüyor.erkek arkadaşım olduğu yalanını söyleyerek ve sürekli onunla ilgili yalanlar uydurarak yanında olabiliyorum.onu canımdan çok seviyorum.bana bir kerecik SENİ SEVİYORUM deseydi dünyalar benim olurdu…”
Ben bu satırları okurken meleğimi çoktan gömdüler.hıçkırıklarımı tutamıyorumgözümü mezarından alamıyorum.merak etme biriciğim ben de ben de seni çok seviyorum….

Aşk Sadakat Ve Vicdan Aşk hikayeleri

Aşk hikayeleri blogu

Cemil adında bir arkadaşım vardı yıllar öncesinden çocukluk günlerimden .Böyle bir siteye rastlayınca Cemil’in hikayesini buraya yazmaya karar verdim.
Sessiz sakin İçine kapanık bir çocuktu hep birlikte takılırdık ancak o bir türlü gruba tam manası ile uymaz hep bir adım gerimizde kalırdı.Sözüne sadık dost canlısı birisi olmasına rağmen onun bu geride kalışlarına bir anlam veremez, onu grup içinde dahada aktif olmaya zorlardık.O ise bize aldırış etmez çoğunlukla kendi dünyasında yaşardı.Şiirler yazardı  mükemmellik diye bir şey varsa eğer işte tam o tanıma uyan derecede.Biz o kelimeleri nasıl bir araya getirdiğini ,böylesi güzel şiirleri nasıl yazabildiğini merak eder onun sayesinde bizlerde yazmaya çalışırdık ama nafile.
“Oğlum sen aşıkmısın lan bunlar nasıl bir beynin ürünü olabilir”dediğimizde  “yürüyün be oğlum aşk kim biz kim bizi kim sevsin “der konuyu kapatırdı.
Günler günleri kovaladı Cemil’in mahsunluğu içe kapanıklığı bin kat arttı önce bizleri terk etti sonrasında takıldığımız mekanları.İşin doğrusu ne biz onu anlayabilmiş nede o anlaşılmak istenmişti bizim tarafımızdan.
O dönemde yaşlarımız 16-17 civarı idi.Bizler hayatı bir oyundan ibaret görürken meğerse ne fırtınalar yaşarmış  körpecik  yüreğinde. Ne derdini açılabilmiş ne çaresizliğini paylaşabilmiş başkalarıyla. Cemil evden kaçmış diye duyduk önce.Kimbilir ne derdi vardı diye her kafadan bir ses çıktı günlerce kahvedeki aylak adamlar fikir yürüttüler onun hakkında.Uzunca bir süre onu gören oldu nede bir haber alan.Ailesi per perişan oldu ancak ne bir haber alabildiler ne de bir bilgiye ulaşabildiler.
Aşağı yukarı üç yıl gibi bir aradan sonra bir akşamüstü köyün kahvesinde arkadaşlarla laflarken askeri bir jip durdu kahvenin önünde.gelen karakol komutanı idi.”Cemil Sonkayanın evi nerede kim biliyor ” diye sordu.Muhtarımızda o esnada orada olduğundan sordu “hayırdır komutanım Cemilden bir haber mi var” Evet dedi komutan yüzünü acı bir ifade ile buruşturarak.Cemil intihar etmiş kısacık hayatını çektiği acılara dayanamayarak sonlandırmış dedi.Ve ailesine bir mektup bıraktığını söyledi. O an herkes sanıyorum aldığı acı habere rağmen mektupta neler yazdığını fazlası ile merak ediyordu.Muhtarla komutan araca binip Cemil’in evine gittiklerinde  kahvede mektubun içeriğine ait onlarca senaryo yazılmaya başlanmıştı bile.Ertesi gün aile cenazeyi almaya gittiğinde zavallı arkadaşım Cemil’in ne acılar çektiğini nasıl mücadele etmeye çalıştığını yüreklerimiz yanarak öğrendik.Hemen kapı komşusu olan hasan çavuşun güzeller güzeli kızı Ayşegül e deliler gibi sevdalanmış önceleri uzaktan uzağa sevmiş ve dayanamamış sevdasını açmış bu acımasız güzele.Ancak kız ona karşı çok kayıtsız olmakla birlikte
“benim peşime boşuna düşme ancak benim ölümü alabilirsin” diyerekte kesip atmış.
Aslında madden ve manende güçlü bir ailenin mensubu olan merhum arkadaşımız kızın bu duyarsız ve net tavrı karşısında “Eğer köyde kalmaya devam etseydim onu hiç kimseye yar etmeyeceğimi biliyordum.Dolayısı ile ondan kaçmak onu unutmak için buralardan uzaklaşmalıydım.
Ancak geçen onca zaman içinde onu bir saniye olsun kafamdan atamadım.Çiçeklerde onu gördüm.Suya baktım onu gördüm göğe baktım onu gördüm.
Anladım ki bu beden yaşadığı sürece benden bu denli uzak bir insan için yanmaya devam edecek .O mutluluk deryasında yüzerken ben aşk okyanusunda acılara gark olacağım. Yada onun hayatını karartma pahasına onu alacağım her ne şekilde olursa olsun.
Bunu ölesiye sevdiğim insana yapıp onu canlı canlı öldürüp katil olmaktansa bu değersiz hayatıma son vermek hem sevdiğim hemde benim için en güzeli.Sen yeter ki mutlu ol sevdiğim”diye sonlandırdığı mektubunu şu dörtlükle bitirmiş.
yaşamak seninle güzel ancak
senin için ölmek bile güzel
Beni dünyada sevemedin
bari ahirette sev güzel

Anlıyacağınız bizler için daha önceden dinlediğimiz Leyla ile Mecnun,Ferhat ile Şirin aşkı gibi bir aşka ancak biraz farklı olarak tek taraflı bir aşka yaşadığımız yüzyılda şahit olmuş aşkın ulviyetini ve bir insana neler yaptırabileceğini  görmüş olduk.
Şimdilerde aşk ve aşıklar hakkında yazılan çizilenleri gördükçe yüzümü acı bir tebessüm kaplıyor .Bilmem ki bu zavallı arkadaşım mı buna sebep yada kendisini aşık zanneden kişiler mi ?
Haaa kız mı ?
Güzel Ayşegül bu acı olaydan çok etkilendi ve çok üzülüp vicdan azabı ile  yaklaşık on sene hiç kimse ile evlenmedi.Yirmili yaşların  sonuna doğru birazda ailesinin zoru ile evlendi .Gerdek akşamı damat gelin odasına girdiğinde güzel Ayşegül’ü kolları kan içinde buldu .
Belki sevmemişti ancak vicdanı Cemil’e sadakati söylemişti.Oda vicdanının sesine uydu ölüme kucak açtı.
Aşk bu iki fidanı dünyada mutlu etmedi.Dualarımız onlar için ahirette birlikte olabilmeleri için.
Anlattığım olay 1980 yılında Bayburt’ta yaşanmış olup ölenlerin ve ailelerinin saygısına gerçek isimler kulanılmadı.

Aşk hikayeleri blogu . Aşk hikayeleri, aşk şiirleri, aşk mesajları, şiirler Sadece kısa aşk şiirleri bulunmaktadır. Bunun yanında aşk ile ilgili bütün mesajları bulabilirsiniz

Yaz aşkı hikayeleri

Yaz Aşkları bi başka

Geçtiğimiz yaz Türkbükü’nde kaldığımız bir otelin lobisinde  görmüştüm onu.Hayatımda gördüğüm en güzel kızdı.Tam tamına üç gün bir gölge gibi adım adım onu takip edip bir arkadaşı olmaması için milyonlarca dua ettim.Dördüncü gündü tüm cesaretimi toplayıp (bilseniz nasıl bir güçlükle) kendisine merhaba diyebildim. Üç gün içinde izleyebildiğim kadarı ile  agresif bir kızdı ve işin içinde onca insan arasında terslenmekte vardı.Ama bunu yapmazsam asla benim farkımda dahi olmayacaktı.

“Seni  gittiğim bir kaç yerde görmüştüm” dedi. Küçük bir yerdeyiz mümkündür diyerek  belkide kızaran yüzümü gizlemek istercesine bakışlarımı bir anda  dışarıya doğru çevirdim. İlk konuşma ilk yemek ilk teklif siyah beyaz bir sinema filmi hızında idi ve istisnasız dünyanın en mutlu insanı bendim.İstanbulda yaşıyordu en güzel tarafıda buydu çünkü tatil sonrasında da onu görmek onunla konuşmak için bir zorluk yaşamayacak en güzeli hasret diye bir şey bilmeyecektim.İstanbulda bir şirkette halkla ilişkiler uzmanı olduğunu  ailesinden ayrı yaşadığını ve en güzeli yanlız olduğunu söylemişti. Rüya gibi yirmi gün,  ömre bedel yirmi gün yaşadık.Aşkımızı tüm Bodrum’a dağına taşına tüm sahillerine haykırdık.Öyle ki  nikahımızın burada olması hususunda dahi fikir birliğine varmıştık.
İznim bitiyordu birlikte geri dönmeyi teklif ettim bir hafta daha kalmak istediğini söyledi .İstanbulda görüşmek üzere vedalaşıp  ayrıldık. O bir hafta geçmek bilmedi saatleri değil dakikaları bile saydığımı söyleyebilirim.İşin kötü tarafı telefonuna ulaşamıyordum ve otobüs yolculuğu esnasında kapalı olabileceğini düşündüm ama yine de çok huzursuzlandım Ve söylemiş olduğu dönüş tarihinin gecesi bir saniye gözümü kapatamadım. Sabah  bir çiçekçiden aldığım bir demet  çiçek cebimde ona hayatımı sunacağım bir alyans ile çalışmış olduğu  xxxx firmasının  kapısında soluğu aldım. Pek çok insan gelip geçmesine rağmen onu göremedim.Belki de dalgın bir anıma gelmiştir diyerek telefon ettim “aradığınız numara kapalı yada kapsama alanı dışındadır” diye soğuk bir ses. Kapıdaki güvenlik görevlisine  x hanımın gelip gelmediğini sordum  öyle birisinin olmadığını söyledi.Öylece  kalakaldım elimde çiçekler cebimde hayatımın en değerli armağanı ile.

Herşey çok zor görünmesine rağmen çok kolay gerçekleşmiş mutluluğu doyasıya yaşamıştım  ama bu şoku atlatmak açıkçası o kadar da kolay olmadı benim için. Sağlığım bozuldu bunu takiben o aralar işlerim bozuldu kısacası bir anda tüm hayatım alt üst oldu.

Dayanamadım bu yaz yine Türkbüküne geldim bir his onu burada bulacağımı söylüyordu sanki. Sırf onu bulmak ,yüzüne tükürebilmek bu şekilde acımı hafifletebilmekti tek düşüncem.

Ve bir aydır Bodrum’da aralıksız olarak yaptığım araştımalar neticesinde Gölköy de bir otelde onu buldum.Tamda tahmin ettiğim üzre  bir kaz bulmuştu ve yaz aşkının tadını çıkarıyordu. Kurduğum tüm cümleler kilitlendi  saf aşığı gördükçe  kendimi gördüm .Akıllı olanın o değil kendimin aptallığına güldüm ve tek kelime etmeden oradan ayrıldım.Belki de yüreğimdeki sızı  engel oldu bir şey söyleyememe.Bilmiyorum doğrusu.Ben  buna bir ad koyamadım.

Mutlu olun mutlu kalın.

Aşk hikayeleri bölümü : Aşk hikayeleri, aşk şiirleri, güzel aşk hikayeleri, acıklı aşk hikayeleri

Bir Gün Sevgi Aşk Hikayeleri

Sevgi Aşk Hikayeleri

 

Bir gün hayatımdan ördürürcesine çıkacaksın ve ben seni hep son günkü halinle hatırlayacağım. Senin en güzel halin neydi diye düşünüyorum. Ve içimden bir ses yıllar öncesine götürüyor beni…
Seni her halükarda içimde hissedebiliyorum. İşte olayımın en güzel yanı bu. Sen ne kadar anlayabilirsin bilemiyorum. Ama benim gibi her şeyden ve herkesten uzak bir hayatın olmasaydı bunun ne demek olduğunu anlardın. Seni anlıya biliyorum sevdiklerin ve sana destek veren herkesin yanında ağlamak bile senin doğal. Benim için lüks olan her şey sana doğal geliyor.

 

Şimdi yatıyorsundur. Bir sigara yakmış yatağının ucunda yaşadıklarını ve benim sana söylediklerimi ve hatta yaşadıklarının bir hata olduğunu düşünüyorsundur. Kanayan yarayım senin için biliyorum. Bir hata. Bir yanlış. Oysa sadece sevmiştim seni. Hala aklımın bir ucundan çıkmıyorsun. Son kez çıkmayan olacaksın. Seni asla unutmayacağım. Yerlerde sürünüp yok olsam, evlenip çocuk sahibi olsan ve adım bir yana, dünyada olduğumu unutsan ben yine bıraktığın yerde olacağım.

Parktaki çocuklara bakıp seni yaşayacağım. Söküp atmam gerek içimden seni. Hayatımın kalanını sensiz yaşamayı öğrenmeliyim. Ve öyle ki hiç sızlamamalı içim seni gördüğümde. Sen utanmalı, sen başını eğmelisin. Yaptıklarından utanmalı, iliklerine kadar üşümelisin yazın kavurucu sıcaklığında…

Ama olmaz bunu sana yakıştıramam. Sen bunları yaşamamalı, görmemelisin. Korkma yavrucuğum ben gizli bir köşeden seyreder sonra usulca kaybolurum. Sen hiç görmezsin beni. Belki bir gün ortak bir tanıdığımızdan haberlerimi alırsın. Olur da hakkımda kötü bir şeyler duyarsan ne olur kulak asma yalandır mutlak. Senin üzülmen için söylenmiştir.

İçim yanıyor kimseye anlatamıyorum. Hoş sen bile anlayamadıktan sonra kim anlasın. Bana güldüklerini biliyorum bunu iliklerime kadar biliyorum. Varsın olsun, gülsünler, ben biliyorum içimdekileri. Yorgun bedenimi yıldızlara taşıyacaklar bu benim en mutlu günüm olacak. Sevdiklerimi oradan görebileceğim. Bir kahve telvesi, bir sigara dumanı kadar yakın olacağım sana. Sana ve sevdiğim tüm insanlara.

Son bir sevgi son bir mutluluk yakaladım seninle, belki de çok kısaydı kimileri için. Nereden bilsinler benim için bir ömre bedel olduğunu. Ben gözlerimde yaşadım bu aşkı ve yine gözlerimde bıraktım umutlarımı. Bunları bir gün okuyacak mısın? Okurken ağlayacak mısın bilemiyorum. Ama beni anlayabilmen için çok zaman geçmesi gerekiyor belki yüzyıllar. Yalnızları oynuyorum sen bile farkında olmadan. İşte ben buyum, kimsenin istemediği, kimsenin anlamadığı. Anlamak istemediği. Uykuların en tatlısı senin için olsun canımın içi…
Yazan:
Serkan ÖNAL

Dostların Aşkı Sevgi Aşk hikayeleri

Fırtınalı bir hayatın ortasında birleştik. Sen, kendine yakın bulduğun insanların sana yaptığı hatalardan şikayet ediyordun, bense uzun yıllar acısını çektiğim bir aşkın yaralarını sarmaya çalışıyordum.
İyi birer dosttuk, her şeyi paylaşır olmuştuk. Bu yakınlaşmamızın kısa bir sürede olmasına rağmen zamanım öyle tatlı, öyle güzle geçiyordu ki ben içimdeki kıpırdanmalardan habersizdim.
Sanki rüyadaydım, gözlerimi açtığımda dostluğun yerini aşk almıştı. Kendimi tutamamıştım işte. Duygularıma hakim olamamıştım. Sen benim aşkım, bense senin dostundum artık. Sana aşık olduğumdan habersizdin. İçimdeki volkan öyle taşmıştı ki patlamak için sabırsızlanıyordu.

 

Sonunda o gün gelip çatmıştı. Bütün duygularımı bütün hislerimi açıklamıştım ben sana. Sense bana sadece şaşkın bir ifadeyle bunların yalan ve şakadan ibaret olması için yalvarmıştın.

Bende sana bunların ne şaka ne de yalan olduğunu üstüne basa basa vurgulamıştım. İçim rahatlamıştı. Çünkü bir insana “seni seviyorum” demek kolay bir iş değildi. Yürek isterdi. Ben bu işi becerememiştim ama sonucuna da katlanmak elimde değildi. Çünkü asıl olan benim için bugündü ve ben bugün sana söylemem gereken şeyleri yarına bırakmamıştım. Yarın böyle bir fırsatın elime geçeceğini düşünerek bütün her şeyi açıklamıştım.

Dünya fani her an her şey olabilir bizim dünyamızda… Şimdi içim çok rahat ama bir o kadar da huzursuzum. Çünkü bunları sana anlatınca suçlu ben oldum. Şimdi o eski günleri arıyorum, hiç sebepsiz, ani ayrılışın şokunu üzerimden atamamamın sonucundandır. Ve zaman eskiden öyle güzel öyle tatlı geçerken şimdilerde, bin bir azap bin bir acıyla geçiyor.

O günün üstünden çok zaman geçti. Şimdi ben senden benim olmanı değil bana biraz hak vermeni istiyorum. Bana duyduğun nefreti duygularımın üstünden çekmen için yalvarıyorum. Bana ne kadar kızsan ne kadar nefret etsen de ben seni yine de seviyorum. Duydun değil mi? Seni seviyorum…
Yazan:
Deniz Nur

Bir Bitişin Hikayesi sevgi aşk hikayeleri

Tam tamına 17,5 yaşındaydım o gün. Bütün eğitim hayatımı adadığım ve sonunda başardığım üniversitemin bahçesinde onunla konuşup bir ilişkinin temellerini atmak üzereyken küçük bir çocuktum. Günü birlik ilişkilerde, geçici flörtlerden hoşlanmadığımı belirtecek kadarda büyük. Üniversite hayatinin başlangıcı bu muhteşem birlikteliğinde başlangıcı oldu. Günler büyük bir hızla geçiyor ve her gecen gün aşkımızda ayni hızla büyüyordu.

Önce toplumdan, sonra da okulumuzdan soyutladık kendimizi. Her anımızı baş başa geçirmekten, İstanbulun keşfedilmemiş yerlerin gezmekten büyük keyif alıyorduk. Onun dinine çok bağlı olması, benim bugüne kadar bilmediğim görmediğim şeyleri yapıyor olması hoşuma gidiyor, ben de her gün yeni şeyler öğreniyordum.

 

Bu aşk romanlarından fırlamış mutlu günler daha doğrusu seneler 4 yıl sürdü. Kesintisiz 4 yıl. Bu arada o benim aileme, bende onun ailesine girmiştik. Evleneceğimiz günler sayiliydi.

       5. yılımıza girdiğimiz ilk günlerinde her şey alt üst oldu hayatımda. Senelerdir görmediğim bir arkadaşımı ziyarete gittim ve aşık oldum. Hayatımızda başka insanlar olmasına rağmen bu garip duygusal çekim bizi yakaladı, ama hemen kendimizi toparlayarak uzaklaştık. İşte yine ben eski bendim. Her şeyi çözmüş ilişkime sağlam bir şekilde dönmüştüm .- Döneme mimiydim yoksa Bir kaç ay sonra İnternet ve chat ortamını keşfettim. Seneler sonra ilk kez farklı erkeklerle konuşmak gerçekten ilginçti gelmişti. İleri gidip teflonlaşmaya ve hatta bir kaç kez görüşmeye bile vardırmıştım işi. Ama hep kendimi haklı çıkaracak sebepler aradım. Kötü bir şey yapıyordum, onu anlatmıyordum. Yada bana öyle geliyordu.

       Başka bir adama aşık olmamla başlayan kavgaların, tartışmaların yerini şimdi chat kavgaları almaya başlamıştı. Bu seferde netten yüzünü bile görmediğim bir adama aşık olmam, olayın patlama noktası oldu. Çünkü artık sözlerin yerini tokatlar almıştı. Çıktığım tatiller, görüşmeme kararları, ilişkiyi kurtarma çabaları hiçbir işe yaramıyordu. Elimizde hiçbir şey kalma misti artık. Bizi bir arada tutan o güçlü bağ,aşk,sevgi,saygı,hoşgörü. Hepsi uçup gitmişti.şaşkındım. nasıl bu hala gelebilmişti her şey. Bitmeliydi. Bitecekti. Ve bitti. 5. yıldönümümüze 1 ay kala bitti büyük aşk masalı.

       Biliyorum. Ben suçlu görünüyorum. Ama hala kendimi haklı çıkarmak için çok fazla sebep bulamıyorum. Pişman mıyım. Hayır. 23 yaşındayım artık ve elimde kalan hala bitmemiş bir okul. İlişkim bitti ama okul hala duruyor. Aşk mı bir daha asla…
Yazan:
Deniz Nur

 

Yüreğimde Devrim Akrabama Aşığım

Akrabama Aşığım
Uzaktan akrabamızdı. Abi diye hitap ederdim ona kendimi örnek aldığım; tıpkı dağların doruklarında zamansız kalabilmiş kar birikintisi gibi göz alıcı bir şahsiyetti benim gözümde.
Paylaşımlarla kurulan dostluğumuz, saatlerce süren dostluk kokan sohbetlerimiz dertlerimiz anılarımız gülüşlerimiz ve tesellilerimiz yerini çok sonra fark edebildiğim kaçamak bakışlara bırakır gibiydi. Bir türlü kabullenesim gelmiyordu dostane duyguların aksini. Ailem dahil çevremdeki herkesin gözdesiydi o. Bilhassa arkadaşla gönülleri fethediyordu muhabbetiyle.

Buna rağmen mantığımı elden bırakmıyor onun beni asla yar olarak göremeyeceği gerçeğini açıklamaya çalışıyordum bizleri yakıştıranlara. Ben olgun bir yetişkin gibi davranmaktan bihaber yaşamayı ilke edinmiş bir genç kızdım. O ise sorumluluk sahibi ciddi bir deniz astsubayıydı. Karakterli, ağırbaşlı disiplinli bir o kadar da iyimserdi.
 

Velhasıl 1,5 aylık bir süreden sonra görkemli bir itirafla yüz yüze kalıyordum. ‘’Bana abi deme’’ diyordu. Ben ise şaşkındım sessizce haykırıyordum içten içe, şimdi neler olacak diye. Susarak geçirdiğim 2 günden sonra onu deli gibi severek başladım güne. İnanıyordum uykumda aşık olmuştum ona.

       Her ikimizin gözlerinde görülmeye değer bir ışık yüzlerinde ise tarifi mümkün olmayan bir tebessüm yer edinmişti. El eleydik. Bir ömür boyu beraber yol almak için ilk adımı attık sözlendik. Fakat ayrı düştük; aşkım dünyanın bir ucunda seyirdeydi. Bekledim bekledim…

       En nihayetinde kavuştuk sınırsız sevgi limanımızda. Ama vuslatın sarhoşluğu fazla devam etmedi 1 aylık bir sürecin ardı gelen bir özlem daha ayırdı bizleri sevdiğimle yine! Şimdi uzağız yine birbirimize. Yıldızlara yarenlik etmek alışıla gelmiş bir sohbet oluyor zamanla. Bu yüzden doyamıyoruz ya birbirimize hatta bazen sevgi sözcükleri bile aç kalıyor sevgimizin yanında. Ruhlarımızı çepeçevre sarmalayan sıcaklığın yanı sıra, yalnızlıklarımızda kurduğumuz hayallerimizle yücelttiğimiz umutlarımızla körüklüyoruz hasretliğimizi biz. Neyse ki her ikimizde severek yaşıyoruz. Neyse ki bizler özlemle yanıp özlemle tutuşuyoruz. Ve asla aşkı katliamlara maruz bırakanlardan olmuyoruz…
Yazan:
Yaban Gülü


| Muhabbetara.com