Aşk Hiç Kişiliktir, AŞKLAR VARKi, Aşk şiirleri

Aşk Hiç Kişiliktir

‘Aşk, tek kişiliktir! ‘, dedi biri;
‘Aşk, çok kişilik! ‘, dedi diğeri.
Doğru değildi aslında hiçbiri;
Aşk, ne tek kişilikti,
Ne çok kişilikti, aşk;
Aşk, sadece kişiliksizlikti!

20.11.2005
Nevşehir

AŞKLAR VARKi

Aşk çağırmakla gelmez
Aşk davetsiz gelendir
Aşk var dillere destan
Aşklar var ki yalandır

Aşk kimini güldürür
Kimin dertli öldürür
Aşk çiçeği soldurur
Aşk var dağlar delendir

Aşk gönüllerde vardır
Aşk bir garip diyardır
Aşk bülbüllerde zardır
Aşk uykuyu bölendir

Binali aşkı tanı
Aşk donatmış cihanı
Aşk var sarar insanı
Aşk var huzur bulandır…..20.09.2008
 
Binali Kılıç
 
Aşk……

Susuzken kana kana su içmek aşk,
Karşına geçip öylesine seni seyretmek,
Gözlerinde ümidi aramak,
Sözlerinle umuda koşmak aşk……

Aşık olmaktan korkmaktır aşk,
Sevdanı yok saymak,
Ama yinede yinede özlemek,
Burnunda tüten yasemin kokumdur aşk…..

Sevda denizinin azgın dalgasıdır aşk,
Boğulup boğulup bu denizde,
Yep yeni dirilmektir,
Şu üç günlük dünyada duygudur aşk…..

Aşk aşka aşık olmaktır,
Öpmeyi istemektir aşk,
Sevdiğinin elini elinde istemektir,
Yüreğini yüreğinde hissetmek aşk……

Samanliği seyran etmektir aşk,
Aşk kendinde olmayanı katmaktır kendine,
Bir kadeh şarapla gözlerde,
O arzuyu tatmaktır aşk……

Farkında olmasanda yakana yapışandır aşk……..
fügen

24.10.2007
 
Fügen Gülgör

Seni ne çok sevdim ben, Ne çok gözyaşı döktüm senin için

Seni ne çok sevdim ben. Ne çok gözyaşı döktüm senin için. Geceleri sen
yatağında meleklerin kanatlarıyla uçarken ben penceremin önünde senin rüyana
girmek için dua ederdim. Bir bakışına, bir dudak kıvrımında titreşen
gülüşüne ulaşmak için dünyanın bütün çiçeklerini önüne sererdim.<br><br>
Şiirler, şarkılar, sevgiler içimde tutuşan bir ateş, onun yangınında  senin
için kül kesildim. Ağır hastalar geceyi zor geçirir. Sabahı bekler kırgın
yürekler, hasta umutlar, yalnız ruhlar.  Yalnızdı gecelerim. Hastaydı
gecelerim. Kan kaybından giden bir yaralı gibi umarsızdı gecelerim.  Bir
uçurumun kenarına beni taşıyan karabasandı gecelerim. Adına yalnızlık dedim.
Sensizlik dedim.. Sen beni bilmedin, beni tanımadın, beni sevmedin.. Bu bir
ölümdü, bu bir fermandı .. Bıçak kesmez artık beni, ip asmaz, çeküller
yüreğimi taşımaz. Yaşamak mümkün değil, yalnızlık karanlık kapılarıyla
üstüme kapandı. Amansız acılar içindeyim.<br><br>
Ey Sevdiğim.. Ben seni ne çok sevdim. Dünya bildi, bir sen bilmedin.
Yalnızlığın diğer adı  aşka karşılık almamaktır. Kaçılamayacak kadar yakın,
tutulamayacak kadar uzak bir yerdesin.. Benim aşkıma yalnızlık kucak açtı.
Senin yokluğuna dokundum, içim yandı. Odamın çıldırtan sessizliğinde sana
seslendim. Yankısı döndü dolaştı, senin kapıların bana kapalı. Kendi sesim
yine bana ulaştı. Anladım ki beni hiç duymayacaksın.<br><br>
Sana sitem edemem. Sana kırılamam. Bir tek dileğim var senden, son bir tek
isteğim. O da  MUTLU OLMAN.<br><br>
MUTLU OL  SEVDİĞİM.. BİRİCİĞİM.. AŞKIM.  NEREYE, KİME GİDERSEN GİT YETER Kİ
SEN MUTLU OL

Sevgilim, Özlem üzerine aşk mektubu, Sen gideli kaç saat oldu ?

Sevgilim<br><br>
Sen gideli kaç saat oldu ? Kaç gün geçti, kaç hafta..? Saymadım.. Bana
yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu
bıraktın.. Şimdi sis içinde bütün dünya. Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen
onları kırağı sanırsın, çiy sanırsın.. oysa hepsi benim gözyaşlarımla
ıslak..<br><br>
Sevgilim özlüyorum seni.. Bir balta indirildi, içimden bir ağaç köküyle
devrildi. Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor. Özlem bir
bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor . Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor
içimde. Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim. Senin
adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli…<br><br>
Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme. Damlalar yüreğime vuruyor. Gecenin
karanlığında bir başınayım.Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen..
gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor. Sonra bir rüzgar alıp seni,
benden uzaklara götürüyor.<br><br>
Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem,
gözbebeğim..  Yüreğimden mühürlendim sana.. Şiirler havalanıyor kuşlar gibi,
şarkılar ağlıyor  yokluğuna.. Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem
sen tüketirsin beni.<br><br>
Yoksun, gittin, tek başına koydun… Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem
ateşten bir gömlek.. yanıyorum..Yetti artık, yetiş n’olur dayanamıyorum.<br><br>

Yalancı ve Evli Erkeklerle Aşk, Sevgi Aşk Hikayeleri, Soğuk bir kış günüydü ve yerler bembeyazdı

Yalancı ve Evli Erkeklerle Aşk
Sevgi Aşk Hikayeleri
 

 Soğuk bir kış günüydü ve yerler bembeyazdı.Birbirimizi görünce yüreğimizi öyle bir sıcaklık kapladı ki ikimiz de aşk ateşiyle yanıyorduk artık.Günler birbirini kovalıyor ,saatler öylesine güzel geçiyordu ki zamanın farkına bile varmıyorduk.
Bu güzellik onun benden sakladığı o kocaman yalanı öğrenene kadar devam etti.
Evet, o evliydi… Ve de çocuğu vardı. Benden bunu saklamıştı. Öğrendiğim o an dünya başıma yıkıldı.Kalbimdeki sızıyı tarif edemiyordum. Göz yaşlarım sel olmuş akıyordu.Gittim ,ondan uzaklaştım. Arkama bile bakmadım. Yüreğimdeki o büyük aşkla beraber ben de yok olmuştum.Bana yapılanları, söylenen yalanları kendime yakıştıramıyordum. Ama o benden vazgeçmemişti. Çok savaştı yeniden birlikte olmak için. Aileme kabul ettirmeyi başardım ve yeniden başladık. O eşinden ayrılmıştı.
Daha da kenetlenmiştik. İleriye yönelik planlar yapıyorduk.Hayaller kuruyorduk. Evlilik fikrini aileme de anlatmıştım. ’Mutlu olacağına inanıyorsan sen istediğini yap dediler. Mutluydum. O küçücük yüreğim ’pıt pıt’ atıyordu. Ama yine ters giden bir şeyler vardı. O yine değişmişti ve benden uzaklaşıyordu. Buna dayanamayıp bitmesi gerektiğini söyledim ona. Tereddütsüz kabuk etti. Telefonlara yanıt vermiyor, beni aramıyordu. Doğum gününde onu aradım. Ama telefona çıkan bir kadındı. Yine yıkıldım. Öğrendim ki benden ayrıldığı süre içinde ikinci kez evlenmişti. Üstelik de ondan da kısa süre içinde ayrılmış sekreteri ile çıkmaya başlamıştı. Yaşadıklarıma inanamıyordum. Bu durumu birde aileme anlatmak vardı. Neyse ki onlar çok olgun davrandılar. Ama ben hala o yalancı insanı düşünüyordum. Aradan altı ay geçti kendimi zar zor toparlamıştım. Bir gün beni aradı.

Beni sevdiğini unutamadığı her şeyi unutup yeniden başlayabileceğimizi söyledi. O anda içimdeki büyük sevgi nefrete dönüştü. Ve onu reddettim. Şimdi ayrılığımızın yedinci ayındayız onu unutmadım. Hayatıma kimseyi sokmadım. Erkeklerden hep korktum. Yine aynı şeyleri yaşamak, yine aynı acıları çekmekten korktum. Biliyorum ki hayatımda kimse olmayacak. Çünkü o beni bu genç yaşımda hayata küstürdü, toprağa gömdü. Ona son sözüm şu: Bana bunları yaşattığın için hayatın boyunca sende mutlu olma.

Evli Erkekle Aşk, Sevgi Aşk Hikayeleri, Eğer aşkımız yasak bir aşk olmasaydı

Evli Erkekle Aşk
Sevgi Aşk Hikayeleri
 

 Eğer aşkımız yasak bir aşk olmasaydı, tabuları yıkmak çok kolay olacaktı. Ama her iki tarafta evliyse bu gerçekten çok zor. Biz böyle olacağını bilmedik belki de… İkimizde evli aklı başında, aynı iş yerinde çalışan önceleri iki yabancı sonradan aşık olan insanlardık.
Ne olduğunu anlamadan bir sevdanın içinde bulduk kendimizi. Önce bakışmalar, ardından kuvvetli bir elektrik hissettik bir birimize karşı. Ne o engel olabiliyordu bu elektriği ne de ben. Ben evleneli henüz 1 yıl olmuştu. Onun evliliği ise 21 yıllıktı. Görüşmeye başladığımızda onu bu kadar seveceğimi tahmin edemezdim. Artık iş çıkışı dışarıda görüşüyor, birbirimizi görmediğimiz zamanlarda saatlerce telefonda konuşuyorduk.
Sevgilim yaz başında emekli olmuştu. Artık onu işyerinde görmüyordum.
Buluştuğumuz koridorlar, göz göze geldiğimiz onsuz hiçbir anlam ifade etmiyordu.
Ekim ayından sonra telefon konuşmalarımız azalmış, bir soğukluk girmişti aramıza. Adeta telefon açmaktan korkuyordu. Belki de her şeyi bu kadar hızlı ve çabuk gelişeceğini o da anlayamamıştı.

En son 12 Aralık gecesi görüştük. Bu son görüşmemiz oldu. Sevgili, “tabular yıkılamaz” diyordu. Ve daha benimle görüşmek istemediğini anlatıyordu. Ellerimi tutup öptü ve “Hoşça kal sevgilim” dedi.

Haklıydı belki, ne de olsa yıllardır alıştığı bir eşi vardı. Ve bir de çocuğu… “bütün suç bende” diyordu, beni kendine bağladığını , baştan çıkardığını söylüyordu. 5 Aydır ayrıyız. O günden sonra onu ne gördüm ne de konuştum. Yalnız bir şeyi unutmuştu. Beni parçalara böldüğünü…. O günden sonra çok mutsuz günler geçirdi. Fakat biran olsun onu aşkını kalbimden, kafamdan söküp atamadım.

Şimdi her akşam yüce Allah’a dua ediyorum. Arayıp sormasa da, sağ olduğunu biliyorum. Artık bensiz de olduğunu biliyorum, bunlar bile bana yetiyor. Her şeye rağmen sevgilim seni gerçekten çok seviyor ve çok

Telefonda Aşk Başkadır, Sevgi Aşk Hikayeleri, Onunla 1999 haziran ayında tanıştım

Telefonda Aşk Başkadır
Sevgi Aşk Hikayeleri
 

 Onunla 1999 haziran ayında tanıştım. Ve tanıştığım o ilk anda ona aşık oldum.
Tanışmadan önce çalıştığımız firmalar dolayısıyla sürekli telefonla görüşüyorduk. Bu arada onun evli ve bir kızı olduğunu öğrendim. 

Zamanla aramızda çok iyi bir arkadaşlık başlamıştı ve birbirimizi merak ediyorduk.
Haziran ayında firmamız bir davet verdi. Tanışmaya karar verdik. Ne de olsa sadece arkadaşdık. Tanışmamız davet gibi kalabalık bir ortamda olmayacağı için dışarıda buluşmaya karar verdik.
Onu beklerken bir yandan da cep telefonlarımızla konuşuyor. Birbirimizi bulmaya çalışıyorduk. En sonunda karşı karşıya geldik ve ben ona o ilk and aşık oldum.
Gülüşü, konuşmaları, bakışları…
Başbaşa çok güzle bir yemek yedik. Gülüşmeler, konuşmalar… derken ayrılık vakti geldi ve hiç bu kadar üzülmemiştim. Daha yeni tanışmamıza rağmen sanki ben ona yıllardan beri tanıyormuşum, hep yanındaymışımda ayrılmışız gibi hissettim.

Sonra altı ay kadar hiç yüz yüze görüşmedik. Artık telefonda da nadir konuşuyorduk.

Hayal kırıklığına uğradığını düşünmeye başlamıştım ki eşindne ayrıldığını öğrendim. Sonra bir telefon konusşması tüm geleceğimi dğeiştirdi.
O da beni beğenmiş fakat evli olduğu için hiç bir şey söyleyememiş. Zamanla eşi ile arasındaki problemler daha da büyüdüğü için ve birbirlerini daha fazla yıpratmamak için ayrılmaya karar vermişler.

İki seneye yakın görüşmeye devam ettik çok zor günleri birlikte atlattık.
Ama çok güzel günleride birlikte yaşadık. Çünkü biz her şeyden önce arkadaştık. Şu an nişanlıyız ve çok kısa bir zaman sonra evleniyoruz.

Isterim ki her kez benim kadar mutlu olsun, herkez sevdiğinin elini istediği zaman tutabilsin ve onu her an yanında bulabilsin…
        Onunla telefon sayesinde delice bir aşk yaşamıştık. Telefon aşkımı çok seviyorum.

Canım Yanıyor aşk hikayesi, acıklı aşk hikayesi

Canım Yanıyor
Sevgi Aşk Hikayeleri

ask hikayesi

 

 Canım yanıyor. Bilmiyorum bu daha farklı nasıl ifade edilir. 1969 doğumluyum. 1990 da 2 yıldır beraber yaşadığım sevgilimle evlendim. 1997 de bir kız çocuğu dünyaya getirdim. Bugün 30 Ekim 2005. 14 gün önce o sevgilinin eşyalarını ben topladım. Hiç elim titremedi, hiç ağlamadım. Çok garipti çok ama hep yanıyordu canım yanıyordu bunun farkındaydım tıpkı doğum yaparken olduğu gibi dişimi sıktım.
Bu geçicek bu biticek sadece benim dayanmam gerekiyor hiç bağırmamıştım. Şimdi oturup bir sigara yaktığımda bir melodi duyduğumda hatırladığımın o an farkına vardığım bir sürü şey geliyor aklıma.
Off neler yaşandı nerde hata yapıldı yada nasıl farkına varılmadı o hatanın. Bu yaşadığım ne? BU can yanması bu batma ne zaman geçicek? Ben ediyle büdü olmak istemiştim. Kocam hem arkadaşım,hem sevgilim,hem kardeşim,hem anam hem babamdı. Yedi sene boyunca bir sürü şeyi beraber yaptığımız adam baba olduktan sonra birden bire daha fazla çalışma dürtüsü duydu. Artık bir sürü geceyi kızımla evde yalnız geçiriyordum. Ve bunu hiç anlamıyordum çünkü ben daha fazlasını istememiştim. Benim yanımda o sorumluluğupaylaşacak sevgiliye ihtiyacım vardı çünkü normal değildim.
 
Hamilelikle başlayıp doğumdan sonra yaklaşık(kendi yaşadıklarıma göre ) 9-10 ay süren bir anormallik vardı vücudunuzda dengeler değişiyordu. Bunun farkındaydım çünkü tv kumandasıyla zap yaparken tv de notrdam ın kamburunun çizgi filminin karesini 10 sn gördüğümde ağlamaya başlayınca soluğu bir doktorda aldım. Bana endişelenmememi bunun çok normal olduğunu kadınların sanırım % 70 idi nin doğumdan sonra depresyona girdiklerini söyledi. BU iç rahatlatıcı bilgiyle muayenehanesinden çıktım demek ki çok sıradandı. Bir sürü insan bunu yaşıyordu ölmüyordu.
Ama lanet olası o düşünme dürtüsünün bir aç-kapa düğmesi yok. Off sevgili çok çalıştı para kazandı. Ben çok gece ağlayıp yapma aramıza duvar örüyorsun dedim abartıyorsun oldu. Sonra eve bir bilgisayar alındı yıl kaçtı anımsamıyorum ama bu pc alındığında en pahalı işlemci sanırım PIII idi ve celeron işlemcinin 366 dan daha hızlısı yoktu şimdi o pc ile yazıyorum. Sonra sanırım benim şikayetlerim azaldı çünkü sevgili ne yaptığımla ilgilendi bir ara, ahh, ben ne mi yapıyordum internette o arada, en çok microsoft comic chatte yazıyordum. Konuşuyordum diyemiyorum çünkü ben konuşurken insanları görmek isterim. Orada tanıyıp asla gerçek hayatta tanışmadığım ve halen ıcq dan sohbetimizi devam ettirdiğimiz iki tane dostum var. İkiside evli ikiside erkek. Biri bizim yaşlarımızda bir oğlu var diğeri 64-56 lık bir çift iki tane oğulları var.
Gülümsüyorum çünkü canım yanıyor çok fazla değil hep aynı insanlarla konuştum telefon numaramı adımı bana ulaşabilecekleri herhangi bilgiyi vermedim nette yaptığımız sohbeti yüz yüze de yapabilrdik (SANIRIM TUTUCU BİR İNSANIM). Hala sanal seks nedir bilmem, insanlar bundan ne zevk alır hiç anlamam.
Sonra bir akşam sevgili oturdu o pc nin başına. Bir hatunla yarım saattlik bir sohbetin sonunda karşılıklı telefon numaraları verildi ve hatun bunu aradı, konuşuldu ertesi gün için buluşma planları yapıldı. İçine düştüğüm hayreti ifade edecek kelime bulamıyorum. Bana göre o kadar mantıksız okadar anlamsızdı ki. Güldüm evet güldüm çünkü hem çok garip hem çok aptalca hemde komikti. Ertesi gün planladıkları saat yaklaştıkça sevgili gerilmeye başladı, o kadar belliydi ki.
Onu tanıyordum, yüzünden geçen ifadelerin ne anlattığını biliyordum. Hiç bir şey söylemedim. Duş aldı giyindi, gidicekmisin diye sordum, bilmiyorum dedi. Güzel bir pazar günüydü, evede yemek yok hanımeline mantı yemeye gidelim dedim, tamam dedi üçümüz çıktık. Garson servis açtı ve sipariş almak için geldi. Sevgili sipariş vermedi. Yer ayaklarımın altında kaydı. Bu bir kamera şakası olmalıydı. Saatine baktı. Ağlamak ve gülmek aynı anda geçti içimden. Eğer gideceksen ve geç kalmak istemiyorsan şimdi çıkman gerek dedim. Haklısın dedi ve kalktı GİTTİ GİTTİ…
Orda ben ve kızım mantımızı yiyip kalktık. Yürüyerek eve dönerken içimden gelen gülme dürtüsünü çok zor bastırıyordum. Sanki poker oynuyorduk ve o blöf yapıyordu evin önüne geldiğimde araba otoparkta o da evde olacaktı. Eve geldik yoktu 15 dk sonra cebim çaldı sevgili buluşacağı hatunun tel nosunu pc nin yanndaki not defterine yazmış ve yanına almamış acaba ona verebilirmiymişim. Verdim ve telefonumu kapattım. Kızımı uyuttum beraber içeriz diye aldığım kavaklıdere-kımızı açtım ve içtim içtim ağladım ağladım ağladım gece 2-3 falan eve geldi, kavga ettim ağladım ve hep neden neden neden dedim. Ertesi sabah balkona kahvaltı sofrasını hazırlarken bir kez daha yer kaydı ayaklarımın altından. İki aydır sen yıkat, hayır sen yıkat diye konuştuğumuz leş gibi araba o dar vakitte yıkatılmış ve pırıl pırıldı.
Konuşarak çözmeye çalıştım imkansızdı. Çok kırıldım ve sanırım asla tamir olmadı. Bu olay bir şekilde kapandı ama sevgili cep telefonunu babasına hediye etmek zorunda kaldı. Aramıyorum dedi aradığı ayrıntılı tel faturalarında ortaya çıktı. Bir gün evden aradı benimle konuşmak istedi ben ne kadar anlayışsız bir kadınmışım onlar sadece arkadaşmış bir kadınla bir erkeğin arkadaş olmasında ne varmış.
Verdiğim yanıtları veya diyologları burda yazmıyorum çünkü bu yazı çok uzar. Ama şu kadarını söyleyeyim bunu ben yapmış olsaydım gece eve de dönmezdim ve büyük bir ihtimallede buluştuğum adamın yanında kalırdım. Çok kırıldım, çok üzüldüm, çok hazımsızlık çektim, çok kızdım. Dedim ki bana bunları yaşatma ben haketmedim. Eğer benden sıkıldıysan, bir şeyleri kaçırıyorum diye düşünüyorsan git bacaklarına yapışmıyorum, beni bırakma demiyorum ama bunları yaşatma sanırım hiç anlamadı. Hatta hayret bile ettiğini farkettim bu kadın neden ve nasıl kendine bu kadar güveniyor diye.
3 yıl geçti bunun üzerinden ve bir sürü şey yaşandı. Ama hiç iyiye gitmedi. Çok komik ama bu ara etrafımızda ayrılan çiftler çoğaldı. En sonunda arkadaşlarımızdan biri daha ayrılırken sevgili de olmuyor böyle birbirimizi daha fazla boğmayalım bir süre ayrı yaşayalım dedi. Olur dedim, yalnız bunu anlaman neden bu kadar uzun sürdü onu anlamadım, ben 3 sene önce sana bunu söylemiştim zaten.
Çok kırıldım. Bana saygı duymuyorsun bana güvenmiyorsun dedi. Acaba o bana saygı duyuyormuydu. Ama sağ kolu kadar güveniyordu çünkü fikri ile zikri aynı olan bir insandım biliyordu ben elde var birdim sanırım. Çok anlamsız belki ama tüm bunlar yaşanırken her şeye cevap bulan sevgili oooo hatunun nerde yaşadığını nerde çalıştığını ve onunla benim haberimin olmadığını sandığı zamanlardada çok uzun telefon konuşmaları yaptığını bildiğimi anlayınca cümle kuramadı bir süre.
Sonra dediki benim hayatımda kimse yok o kadınlada görüşmüyorum. DOĞRUYDU. Söylediği doğruydu % 90 doğruydu. Ama bu hjiç bir şeyi değiştirmiyordu. Gittikten sonra görüştüğümüzde(haftada iki kez görüşüyoruz çünkü kızımız var) bak bakalım beni özleyecemisin dedi ben de sende bak bakalım özleyecekmisin dedim.
Canım yanıyor. Özleyeceğim evet özleyeceğim bunu biliyorum bilmediğim şey bunu ona söyleyecekmiyim. Yaşayacağım ve göreceğim…
Yazan:Ece

Liselilerin hikayeleri

Ben Tolga. Liseye Yeni Başlamıştım,Kasım ayı gibi bir kızla çıkmaya başladım.Kız beni okadar çok seviyorduki benim için ölmeye bile hazırdı.Beni bu kadar çok sevdiği için bende ona çok bağlanmıştım..Birbirimizi seviyorduk.
O sene boyunca çıktık.ben sınıfta kalmıştım.Nihal artık 10.sınıf olmuş ben ise hala 9.sınıftaydım.Nihalle okulda eskisi gibi değildim,yanına gidesim gelmiyor soğuk davranıyodum ama Nihal yinede çok seviyordu beni.. Aynı sınıfta olduğum ve aynı servisle gidip geldiğim bir kız vardı Melike.. Aramız iyiydi ama çıkmak,aşık olmak aklımın ucundan bile geçmiyordu.. Esmer,zayıf benden kısa ama çok tatlı biriydi.
Nihalle ayrıldım,niye ayrıldığımı bilmiyorum ama ayrıldım.Günlerce ağladı,okulda beni gördüğünde ağlıyordu sürekli.Ben ona babamın Bursa’ya tayini çıktığını ve oraya gitceğimizi söyledim.Oysa yoktu öyle birşey.
Ramazan Bayramından 1gün önceydi.internet Kafedeydim,oynadığm oyunda arıza olduğu için msnde arkadaşlarımla konuşuyordum.O sıra beni birisi ekledi,ekleyen melikeydi,sınıftaki herkesi ekliyodu.
Neyse biz konuşmaya başladık,sohbet ettik saatlerce havadan sudan sohbetleridi ama çok tatlıydı onla konuşmak.Sonra telefonla konuşmaya başladık..benim çıkcağm insan böyle böyle olmalı diye anlattı uzun süre,”bende öyleyim” dedim birden.niye dediğimi bilmiyorum.Sonra hemen kapattım telefonu tekrar aradı ve yine konuşmaya başladık.2 saat kadar konuştuk..Telefonu kapattığımızda onunla çıkıyordum ve ortada teklif falan yoktu.sanki 2saati hafızamdan silmişlerdi.
Çıkmaya başladık,okulda herkes tepki gösterdi bana Nihali niye bıraktın diye.Ama hiçbişeyi umursamıyordum,çok mutluydum melikeyle..
Bu Şekilde 364gün çıktık.Ertesi gün 1.yılımız olacaktı.. Onunla 22sinde çıkmaya başladığımız için 22tane gül alacaktım.Herşey hazırdı,evde kimse olmayacak film izliycektim ve tam ben banyodayken arkadaşım gülleri getircekti.
Ama planladığım gibi olmadı.1önce önce msnde konuşurken ağzından bişey kaçırmıştı. Eski sevgilisi hala melikeyi seviyor ve onu rahatsız ediyordu. Böyle bişey olması beni kahrederdi,ya yine melike onu severse diye,eski günleri hatırlar dönerse diye.Hele ki böyle bişeyi bana söylememesi çileden çıkartmıştı beni. Ayrılalım dedim,madem istiyorsun ayrılırız dedi..Ayrıldık 10 ay boyunca 5-6 kızla çıktım ama sevemiyordum..Aklımda durmadan Melike vardı ve bunu kimseye söyleyemiyordum..
10ay gemişti ayrıldığımızdan beri tam 10 ay..Bir gece msndeydim yine sabah 5 olmuştu ve bütün arkadaşlarım çıkmışlardı msnden.Tek Kalmıştım..Sıkılmıştım ama çıkasım gelmiyordu nedense..O sıra melike girdi msnye.Önemsemedim nası olsa yazmaz diye.Ama inanamadım bana yazmıştı tolga?? demişti bana.içim kıpır kıpır olmuştu..Bana iyimisin? Çok korktum bişeyin yok dimi dedi.Beni rüyasında görmüş ve korkmuştu.Hastaymışım ve kötü durumdaymışım.Neyse konuşmaya başladık sohbet etmeye başladık ama 10 ay sonra ilk sohbetimizdi.İçimde başka bi ben vardı içim içime sığmıyordu. Devam ettik öyle. Akşam dışarda arkadaşlarımla içmiştik.Beni Büfeden içkileri alırken görmüş ve bana sormuştu hala çok içiyomusun diye.Çok mutluydum onunla sevgili olmadan sohbet etmek bile mutluluk veriyordu bana 6olmuştu saat,güneş doğmuş ama hala sohbet ediyorduk biz.Sonra nasıl olsa kaybetcek bişeyim yok,eğer terslersede içki içtiğim için derim özür dilerim diye ; “seni hala çok özlüyorum dedim” inanamadı benden böyle bişey duyduğuna..10 aydır oda beni çok özlemiş.Kimseyle çıkmamış ve beni seviyordu..Biraz daha sohbet ettik.Yeniden başlayalımmı dedim.Sabah 7 olmuştu ve artık çıkıyorduk,sevgiliydik..10 aylık özlem bitmişti..
7buçuk gibi uyumak için çıktık msnlerden.yatağıma yattım ama uyuyamıyordum çok mutluydum..Böyle bişeyin olmasına imkansız gözüyle bakarken yeniden çıkıyorduk..Bunları düşünürken uyuyakaldım.Akşama doğru uyandık.. En erken 2gün sonra buluşabildik.Saat 6gibiydi. beni bekliyordu karşıda..Yanına gittim,yüzüne bakamıyordum okadar güzeldiki..Yürümeye başladık sohbet ettik ama birbirimizin yüzüne bakmamıştık bile doğru dürüst daha..Bankların birine oturduk,denize bakıyorduk..Elimi omzuna attım ve kendime doğru çektim sarılmıştık..Çok seviyordum onu ona doğru baktım göz göze geldik..Elimi tuttu sıktı.. İyiki benimsin dedi..
6 Aydır çıkıyoruz.Çok Mutluyum,çok seviyorum.. İyiki diyorum iyiki o rüyayı görmüş..
Her fırsatta beni yeniden ona kavuşturduğu için şükrediyorum.

Allah Herkesi sevdiğine kavuştursun..

Güzel bir aşk mektubu

Şu an 1 şubat akşamı ve rüyamda yine sen vardın. Saat olmuş gecenin 3’ü, herkes uyumuş, annem, babam, kardeşim, bende uyumuşum ama gönlüm hep ayakta, aşkım hep ayakta, onlar hiç uyumadı ki. Seni tanıdığımdan, sana tapalıdan beri gözüme uyku girmedi aşkımın, sevdamın da. Ne tedaviler aradım, ne ilaçlar kullandım. Çaresi bir mucize bu hastalığın o da sensin.

Ağlıyorum şu saat, unutma beni ağlatan sensin. Uyutmayan, hayatı zindan eden sensin. Ne hayat tat veriyor, ne o olmazsa olmaz dediğim bilgisayar, ne hava, ne ekmek, ne su,.. sadece ama sadece sensin o tat. Sensin benim hayatım, sensin.
Benden vazgeçmemi mi istiyorsun? Tamam kabul. Çıksın birisi güneşe yazsın adını (benim yazdığımın yanına) vazgeçerim senden. Ya da sağır bir ressam, toprağa düşen gülün sesini çizsin bir kağıda o zaman vazgeçerim senden. O zaman vazgeçerim anlıyor musun? VAZGEÇMEM SENDEN.

Benden kalan birkaç gözyaşı var bu kağıtta, sana olan aşkım var. Eğer bir gün ağlarsın olur ya! Bu kağıda ağla. Göz yaşlarımız mutlu olsun sonunda. Onlar kavuşsunlar aşklarına. Biz kavuşamasak da.

Hem ben seni kime vazgeçerim? Kimse senin dudaklarındaki sıcaklığı vermiyor, kimse vermiyor sendeki o güzel kokuyu, kimse hissettirmiyor senin tenindeki buğuyu, hayali, kimse bakamıyor senin baktığın gözlerle bana, kimse senin dokunduğun hatta vurdun gibi vurmuyor bana, kimse tutmuyor senin ellerinle, kimse sarmıyor senin gibi kollarıyla, kimse ama kimse sendeki aşkı bana vermiyor. Ben sana mecburum, sonu olmasa dahi.

Kalbim uçarsa o kelimelerin arasına okurken yakala onu, iyi bak incitme olur mu? Arkadaş et kendi kalbinle, dost olsunlar, aşık olsunlar birbirlerine, ölesiye . hem de, sımsıkı sarılsınlar hiç bırakmasınlar birbirlerini, varsın ben onsuzda yaşarım, yeter ki onlar mutlu olsunlar.Sana soruyorum? Yakışıklı değilim, çok zeki değilim ama aşkım yetmez mi sana? Neden ben değil de seni sevmeyen bir başkası ya da benim kadar değer veremeyen birisi. Neden? Şunu unutma; Kırmızı güllere ulaşmak isteyenler ayakları altında ezilen papatyaların farkına varamazlar.

Senin uğruna vazgeçmeyeceğim şey yok. Gururum hariç. O zaman neden ben değilim, neden başkası, sana başkasının ellerinin dokunmasına dayanamam. Buna dayanamam anlıyor musun beni? Neden ben değilim Allahım? Sebebi ne? Neden Allahım neden?
Sana tapıyorum anlıyor musun? Sana tapıyorum? Neden sanıyorsun sizin sınıfa her teneffüs gelişim? Neden sanıyorsun hep başka konular arayışım.

Çok merak etmiştin ya Metin ile benim bildiğim o olayı. Söyleyeyim. Metin bunu Rıza’dan duymuş. Rıza ona ikinizin beraber olduğunuzu söylemiş. Ben bunu duyunca içimdeki tüm gözyaşlarını o an çıkarmak istedim. Sağır olmayı istediğim bunu duymayayım diye, bugün olmasın istedim bu olayı yaşamayım diye, Kör olmak istedim seni hiç görmeyeyim diye, kalbim olmasın istedim sana hiç aşık olmayayım diye, hislerim olmasın istedim senin kokuna, sıcak tenine alışmayaydım diye. Senin olmamak istedim, sana hasret kalmayayım diye. Gözlerim karardı hiç abartısız o an? Metin bıraksa sonsuza dek öyle kalırdım. Rüyayı hep seninle kurardım. Hep ikimiz olurduk, hep seninle olurduk, kötü kalpliler aramıza girmeye çalışır ama ben hep mani olur buna izin vermezdim. Her şey senin istediğin gibi olurdu. Bir tek aşkımız ortak. Sana adardım her şeyimi. Seninle senin kadar güzel, senin kadar iyi, senin kadar güzel gözlü, senin kadar . Bir bebeğimiz olurdu. Ama neyse ki, hatta maalesef Metin beni rüyamdan erken uyandırdı. VE GENE SANA KAVUŞAMADIM.

Hem sana kıyarım hem kendime? Ölümü dahi göze alırım sensin hayat zaten ölüm bana? Bunlar şaka gibi geliyor ama ben sana kıyamam . Kıyamam sana biliyorsun. Aşkım beni dağlasa da, aşkın beni mecnun yapsa da, sana kıyamam. Son söylemek istediğim seninle son defa konuşmak istiyorum ve diyorum ki seni çok seviyorum.

Bir genç kız ve bir delikanlı

internette dolaşırken gözüme şu kısa ve gerçekten insanın dudaklarını buruşturan hikaye çarptı. Başlıkta çok güzel bi hikaye okuyun  diye cezbecidi bir cümle vardı çok inanmamama rağmen yine okudum gerçekten soyledikleri kadar vardı. Bu hikayeyi okumanızı tavsiye ediyorum.
Bir kız ve bir delikanlı,bir motorsikletin üzerinde (180 km )hızla
gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor;

Kız : Lütfen yavaşla,ben korkuyorum
Delikanlı : Hayır,bak ne kadar eğlenceli
Kız : Lütfen,lütfen,çok korkuyorum
Delikanlı : Peki,beni sevdiğini söyle
Kız : Seni çok seviyorum,lütfen yavaşla
Delikanlı : Şimdi de bana sıkıca sarıl
Kız delikanlıya sıkıca sarılır
Delikanlı : Şapkamı alıp,kendine takar mısın? Başımı çok sıktı.
Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı: Motorsiklet kazası;
Motorsiklet,fren arızası nedeniyle,bir binaya çarptı.Üzerindeki 2
kişiden sadece biri kurtuldu.Gerçek ise şöyleydi;Yolun
yarısında,delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kıza
belli etmek istememişti.Bunun yerine,kızdan kendisini sevdiğini
söylemesini istemiş ve kendisine son defa sarılmasını
istemişti.Sonra da kendi ölümü pahasına,kızın başlığı takmasını ve
hayatta kalmasını sağlamıştı.

 Bu hikayenin yalan olmasını ve 2 genç aşığın yaşaması ve aşklarını devam etmelerini isterdim

Bu hikayenin gerçek olmasını isterdim Şimdiki aşıklar okuyupta ibret alsın diye


| Muhabbetara.com